29 Haziran 2013 Cumartesi

Eğitimci gözüyle “Kurumlarda Sosyal Öğrenme Platformları”

Günümüzde gelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlar birçok alanda daha hızlı ve daha etkili araçlar ve yöntemler kullanılmasını, farklı alışkanlıklar edinilmesini zorunlu kılıyor. İletişim haberleşme ya da alışveriş konusunda teknolojinin hayatımıza getirdiği değişiklikleri incelediğimizde değişim ve gelişimin temelinde ihtiyaçlar ve bu ihtiyaçların en hızlı şekilde giderilmesi olduğunu görmekteyiz. Şüphesiz bu değişim ve gelişimden en fazla etkilenen alanlardan birisi de iş hayatı ve doğal olarak çalışanlar oluyor.

Çalışanlar, ihtiyaç duydukları 'en doğru' ve 'en anlaşılabilir' bilgiye 'en kısa' yoldan erişmeye çalışarak; bir yandan değişime ayak uydurmaya diğer yandan iş performanslarını yerine getirmeye/artırmaya çalışıyorlar. Bu noktada; ihtiyaç duyulan bilginin doğruluğu ve anlaşılabilir olması yani iş sonuçlarına dönüştürülebilir olması son derece önem kazanıyor. Bu sebepledir ki; yapılan birçok araştırmada "İş yerinde gerçekleşen öğrenmenin en fazla %20'sinin planlanmış eğitim aktivitelerinde gerçekleştiği kalan bölümünün ise iş başında ya da formal olmayan çeşitli ortamlarda diğer çalışanlarla (iş arkadaşları, yöneticiler ya da mentorlar) birlikte iken gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Kısacası; çalışanlar en doğru bilgiyi kendilerinden daha tecrübeli kişilere sormakta ve bu bilgiyi kolay anlamaktadırlar. Sosyal öğrenme olarak isimlendirilen ve formal olmayan öğrenme aktivitelerini kapsayan bu konu son zamanlarda birçok kurumda eğitimcilerin gündemini meşgul etmekte ve kurum çalışanlarının birbirleri ile iletişimini artıracak aynı zamanda kurumsal bilgi hafızasını oluşturabilecek çeşitli araçlar konusunda eğitimcileri arayışa sokmaktadır.

Sosyal Öğrenme Platformları olarak hayatımıza giren ve Eğitim Yönetim Sistemleri ile entegre çalışan dijital platformlar; kurumsal bilgi hafızası oluşturma ihtiyacını karşılayan ve kurum çalışanları arasında etkileşimi artırarak kurum içi sosyal öğrenmeyi artıran çözümler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Alışılagelmiş eğitim ve gelişim yöntemlerinden farklı olan sosyal öğrenme platformlarının kurum içerisinde lanse edilecek olması bazı soruları ve endişeleri de beraberinde getirmektedir. Tabi ki bu soru ve endişeler, teknolojinin getirdiği imkânlar karşısında büyük oranda cevaplanmış olsa da her yeni kavram gibi sosyal öğrenme kavramı da şimdilik faydasından çok zararlarının tartışılıp gündeme getirildiği bir kavram olmaktadır. Sosyal Öğrenme Platformları konusunda en fazla tartışılan konular incelendiğinde aslında teknolojinin birçok endişeyi giderebildiği ve hali hazırda yapılmış araştırmaların da insan faktörü ile ilgili sorulara cevap verdiği görülmektedir.

 1-   Sosyal Öğrenme Platformu’nda yapılan paylaşımlar nasıl kontrol edilecek?

Bu sorunun temelinde kurum çalışanlarının farklı konularda duygu düşünce ve deneyimlerini yazma serbestisi kazanacak olmasının getirdiği bir takım kaygılar olduğu görünmektedir. Bir platform üzerinden yazılan her şeyin kontrol edilmesi tabi ki mümkün değildir.

Konuya psikolojik olarak bakıldığında; ilk olarak kurum çalışanlarının kurum içerisinde herkes tarafından görülen bir alanda kurum kültürüne aykırı ya da olumsuz paylaşımlar yapmadığı görünmektedir. Nitekim kurum içerisinde kimlik bilgilerinin açık olduğu bir alanda çalışanların en az mail atarken olduğu kadar dikkatli olduklarını söylemek de mümkün.

İkinci olarak; sosyal ortamlarda insanların daha önceki gönderilere paralel gönderiler yaptıkları da bilinen bir diğer gerçektir. Yani; başlığı ne olursa olsun bir futbol karşılaşmasının tartışıldığı sayfaya giren diğer kullanıcılar da benzer paylaşımlar yapmaktadırlar. Bu noktada aslında kurumda sosyal öğrenme platformu lansmanı öncesinde yürütülecek süreç ve pilot çalışma oldukça önem kazanmaktadır. Lansman öncesinde platformun içerik olarak iyi hazırlanması belirli konularda platforma örnek olabilecek girişler yapılabilmesi ve en önemlisi kurum içi eğitmenlerin sosyal öğrenme sürecini sahiplenebilmesi oldukça önemli. Lansman sonrasında da aslında sosyal öğrenme platformunu sahiplenebilecek ve platformda bilgi üretilebilmesi için yönlendirme yapacak kişilerin iç eğitmenler olduğunu belirtebiliriz. Kontrol amaçlı olmasa da uzmanı oldukları alanlarda yapılan gönderileri takip etmeleri ve yönlendirebilmeleri orta ve uzun vadede kurumsal hafızanın oluşmasını büyük katkı sağlayacaktır.

Soruyu teknik olarak cevaplamadan önce internet ortamında birçok platformun kullanıcılara verdiği değerlendirme gücünden de bahsetmek gerekir. Platform kullanıcılarının yapılan paylaşımları beğenmesi/beğenmemesi ya da değerlidir gibi işaretleyebilmesi aslında sosyal öğrenme platformlarında da bir oto-kontrol mekanizmasının olabileceğini göstermektedir. Özet olarak; kuruma adapte edilecek sosyal platformun özellikleri iyi analiz edilmeli ve kendi içerisinde oto-kontrol mekanizmaları olan platformlar tercih edilmelidir.

2-   Çalışanlarımız aradığı bilgiyi nasıl bulacaklar?

Sosyal paylaşım platformları her ne kadar iletişim ve eğlence amaçlı kullanılan platformlar olarak görünse de; aslında birçok kullanıcı bu platformları bilgi edinmek amacıyla kullanmakta farklı konularda gündemi bu platformlardan takip etmektedirler. Sosyal Öğrenme Platformları’ nın paylaşım sitelerinden en temel farkı; kullanıcı merkezli ve bilgiye odaklı platformlar olmalarıdır. Gelişmiş sosyal öğrenme platformları çalışanların bilgiye erişimini hızlandıracak ve kolaylaştıracak birçok özellik sunmaktadır. Bilgiye kolay erişimde anahtar rol oynayan bu kritik özellikleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

·         Takip Sistemi: Çalışanlar, platform üzerindeki bilgi kaynağı olarak gördükleri kişi, grup ya da konuları takip edebilir, gelişmelerden anında haberdar olabilirler. 

·         İlgi Alanları: Çalışanlar kendileri ile ilgili olan konuları önceden belirleyebilir ve bu konularda yapılan paylaşımlardan haberdar olabilirler.

·         Haber Kaynağı: Çalışanlar sistemde kendileri ile ilgili olabilecek her türlü gelişmeyi haber kaynağı vasıtasıyla tek bir yerden toplu bir şekilde görebilir ve istedikleri detaylara erişebilirler.

·         Gelişmiş Arama Fonksiyonu: Genellikle anlık olarak ortaya çıkan ihtiyaçlar ile ilgili kullanıcılar, arama fonksiyonuna yazacakları anahtar kelimeler ile bilgiye erişebilirler. Gelişmiş arama fonksiyonu sayesinde listelenen sonuçlar bilginin türüne göre filtrelenerek arama daraltılabilir ve bu sayede kullanıcılar aradıkları doğru bilgiye daha hızlı erişebilirler.

3-   Çok fazla bilginin olduğu bir platformda doğru/kaliteli bilgi nasıl ayırt edilecek?

İnternette gündelik hayatımızda kullandığımız birçok platformda olduğu gibi kurumlarda Sosyal Öğrenme Platformlarında kullanıcılar tarafından üretilen bilgilerin doğruluğu ve kalitesi tartışmaya açık bir konudur. Tam da bu noktada gelişmiş bir sosyal öğrenme platformu bazı kritik özellikler sunmakta ve doğru bilginin diğerlerinden ayrışmasını sağlamaktadır. Yapılan paylaşımların sistemdeki diğer kullanıcılar tarafından beğenilmesi/beğenilmemesi ya da değerli olarak işaretlenebilmesi bu noktada önemli bir özellik olarak ön plana çıkmaktadır. Kısacası; bir konu ile ilgili yapılan paylaşımlardan bir ya da bir kaçı diğer kullanıcılar tarafından daha çok beğeniliyor ya da “değerlidir” olarak işaretlenmiş ise bu bilginin doğruluğuna dair göstergelerden birisidir. Aynı şekilde; doğru bilgiyi ayrıştırmanın bir diğer yöntemi de paylaşımı yapan kişinin sistemdeki statüsüdür diyebiliriz. Diğer kullanıcılar tarafından veya kurumsal konu uzmanları tarafından beğenilen, değerlidir olarak işaretlenen bilgiler ya da belli bir konuda uzman olmuş kullanıcılar tarafından yapılan paylaşımlar doğru ve kaliteli bilgi olarak ayrıştırılabilmektedir.

4-   Çalışanlarımızı bilgi ve tecrübelerini paylaşmak konusunda nasıl motive edeceğiz?

Bilgi ve tecrübelerin paylaşılması konusu aslında eğitimcilerin uzun yıllardır gündeminde olan ve üzerinde çok fazla araştırma ve incelemenin yapıldığı bir konu. Ancak günümüz şartlarında konuyu ele aldığımızda bu konuda insanların içsel bir motivasyonu olduğunu ve sosyal öğrenme platformlarının bu konuda kullanıcıları motive edici özellikler sunabildiklerini görmekteyiz. Abraham Maslow, 1943 yılında yayınladığı ihtiyaçlar hiyerarşisinde; “… İnsanların belirli kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamalarıyla, kendi içlerinde bir hiyerarşi oluşturan daha 'üst ihtiyaçlar'ı tatmin etme arayışına girdiklerini… belirtmektedir. Maslow’un ifade ettiği “Saygınlık ve Takdir Edilme” ihtiyacı insanların belli platformlarda bilgi ve birikimlerini paylaşmalarını bir ihtiyaç olarak ifade etse de insanları bu konuda motive edecek sistemsel özelliklerin olması gerekmektedir. Sosyal Öğrenme Platformları kullanıcıların birbirinden öğrenmelerini desteklemenin yanında öğrenmeyi eğlenceli bir hale de getirebilmektedirler. Kullanıcıların sistemde yaptıkları paylaşımlardan rozetler ve puanlar kazanabilmeleri hem kaliteli bilgi üretimi hem de bilgi ve tecrübelerin paylaşılması konusunda kullanıcılara motivasyon sağlanması açısından önemli özellikler olarak öne çıkmaktadır.

Sonuç olarak; günümüzde her konuda olduğu gibi insanların öğrenme alışkanlıkları da değişime uğramış ve bunun sonucu olarak kurumsal öğrenme alanında da alışılmışın dışında bazı uygulama ve platformlar hayatımıza girmiştir. Her yenilik gibi sosyal öğrenme platformları da bazı endişeler ile karşılansa da yakın zamanda bu endişeler yerini sosyal öğrenmeden daha fazla faydalanmaya yönelik yöntemlere bırakacak gibi görünüyor.

 

Bu makale; HR Dergi Haziran 2013 sayısında yayınlanmıştır.