Çalışanlar, ihtiyaç duydukları
'en doğru' ve 'en anlaşılabilir' bilgiye 'en kısa' yoldan erişmeye çalışarak;
bir yandan değişime ayak uydurmaya diğer yandan iş performanslarını yerine
getirmeye/artırmaya çalışıyorlar. Bu noktada; ihtiyaç duyulan bilginin
doğruluğu ve anlaşılabilir olması yani iş sonuçlarına dönüştürülebilir olması
son derece önem kazanıyor. Bu sebepledir ki; yapılan birçok araştırmada
"İş yerinde gerçekleşen öğrenmenin en fazla %20'sinin planlanmış eğitim
aktivitelerinde gerçekleştiği kalan bölümünün ise iş başında ya da formal
olmayan çeşitli ortamlarda diğer çalışanlarla (iş arkadaşları, yöneticiler ya
da mentorlar) birlikte iken gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Kısacası;
çalışanlar en doğru bilgiyi kendilerinden daha tecrübeli kişilere sormakta ve
bu bilgiyi kolay anlamaktadırlar. Sosyal öğrenme olarak isimlendirilen ve
formal olmayan öğrenme aktivitelerini kapsayan bu konu son zamanlarda birçok kurumda
eğitimcilerin gündemini meşgul etmekte ve kurum çalışanlarının birbirleri ile
iletişimini artıracak aynı zamanda kurumsal bilgi hafızasını oluşturabilecek çeşitli
araçlar konusunda eğitimcileri arayışa sokmaktadır.
Sosyal Öğrenme Platformları olarak
hayatımıza giren ve Eğitim Yönetim Sistemleri ile entegre çalışan dijital
platformlar; kurumsal bilgi hafızası oluşturma ihtiyacını karşılayan ve kurum çalışanları
arasında etkileşimi artırarak kurum içi sosyal öğrenmeyi artıran çözümler
olarak karşımıza çıkmaktadır.
Alışılagelmiş eğitim ve
gelişim yöntemlerinden farklı olan sosyal öğrenme platformlarının kurum
içerisinde lanse edilecek olması bazı soruları ve endişeleri de beraberinde
getirmektedir. Tabi ki bu soru ve endişeler, teknolojinin getirdiği imkânlar
karşısında büyük oranda cevaplanmış olsa da her yeni kavram gibi sosyal öğrenme
kavramı da şimdilik faydasından çok zararlarının tartışılıp gündeme getirildiği
bir kavram olmaktadır. Sosyal Öğrenme Platformları konusunda en fazla
tartışılan konular incelendiğinde aslında teknolojinin birçok endişeyi
giderebildiği ve hali hazırda yapılmış araştırmaların da insan faktörü ile
ilgili sorulara cevap verdiği görülmektedir.
Bu
sorunun temelinde kurum çalışanlarının farklı konularda duygu düşünce ve
deneyimlerini yazma serbestisi kazanacak olmasının getirdiği bir takım kaygılar
olduğu görünmektedir. Bir platform üzerinden yazılan her şeyin kontrol edilmesi
tabi ki mümkün değildir.
Konuya
psikolojik olarak bakıldığında; ilk olarak kurum çalışanlarının kurum
içerisinde herkes tarafından görülen bir alanda kurum kültürüne aykırı ya da
olumsuz paylaşımlar yapmadığı görünmektedir. Nitekim kurum içerisinde kimlik
bilgilerinin açık olduğu bir alanda çalışanların en az mail atarken olduğu
kadar dikkatli olduklarını söylemek de mümkün.
İkinci
olarak; sosyal ortamlarda insanların daha önceki gönderilere paralel gönderiler
yaptıkları da bilinen bir diğer gerçektir. Yani; başlığı ne olursa olsun bir futbol
karşılaşmasının tartışıldığı sayfaya giren diğer kullanıcılar da benzer
paylaşımlar yapmaktadırlar. Bu noktada aslında kurumda sosyal öğrenme platformu
lansmanı öncesinde yürütülecek süreç ve pilot çalışma oldukça önem
kazanmaktadır. Lansman öncesinde platformun içerik olarak iyi hazırlanması belirli
konularda platforma örnek olabilecek girişler yapılabilmesi ve en önemlisi
kurum içi eğitmenlerin sosyal öğrenme sürecini sahiplenebilmesi oldukça önemli.
Lansman sonrasında da aslında sosyal öğrenme platformunu sahiplenebilecek ve
platformda bilgi üretilebilmesi için yönlendirme yapacak kişilerin iç
eğitmenler olduğunu belirtebiliriz. Kontrol amaçlı olmasa da uzmanı oldukları
alanlarda yapılan gönderileri takip etmeleri ve yönlendirebilmeleri orta ve
uzun vadede kurumsal hafızanın oluşmasını büyük katkı sağlayacaktır.
Soruyu
teknik olarak cevaplamadan önce internet ortamında birçok platformun
kullanıcılara verdiği değerlendirme gücünden de bahsetmek gerekir. Platform
kullanıcılarının yapılan paylaşımları beğenmesi/beğenmemesi ya da değerlidir gibi
işaretleyebilmesi aslında sosyal öğrenme platformlarında da bir oto-kontrol
mekanizmasının olabileceğini göstermektedir. Özet olarak; kuruma adapte
edilecek sosyal platformun özellikleri iyi analiz edilmeli ve kendi içerisinde oto-kontrol
mekanizmaları olan platformlar tercih edilmelidir.
2- Çalışanlarımız aradığı bilgiyi nasıl bulacaklar?
Sosyal
paylaşım platformları her ne kadar iletişim ve eğlence amaçlı kullanılan platformlar
olarak görünse de; aslında birçok kullanıcı bu platformları bilgi edinmek amacıyla
kullanmakta farklı konularda gündemi bu platformlardan takip etmektedirler.
Sosyal Öğrenme Platformları’ nın paylaşım sitelerinden en temel farkı;
kullanıcı merkezli ve bilgiye odaklı platformlar olmalarıdır. Gelişmiş sosyal
öğrenme platformları çalışanların bilgiye erişimini hızlandıracak ve
kolaylaştıracak birçok özellik sunmaktadır. Bilgiye kolay erişimde anahtar rol
oynayan bu kritik özellikleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
·
Takip
Sistemi: Çalışanlar, platform üzerindeki bilgi kaynağı olarak gördükleri kişi,
grup ya da konuları takip edebilir, gelişmelerden anında haberdar
olabilirler.
·
İlgi
Alanları: Çalışanlar kendileri ile ilgili olan konuları önceden belirleyebilir
ve bu konularda yapılan paylaşımlardan haberdar olabilirler.
·
Haber
Kaynağı: Çalışanlar sistemde kendileri ile ilgili olabilecek her türlü
gelişmeyi haber kaynağı vasıtasıyla tek bir yerden toplu bir şekilde görebilir
ve istedikleri detaylara erişebilirler.
·
Gelişmiş
Arama Fonksiyonu: Genellikle anlık olarak ortaya çıkan ihtiyaçlar ile ilgili
kullanıcılar, arama fonksiyonuna yazacakları anahtar kelimeler ile bilgiye
erişebilirler. Gelişmiş arama fonksiyonu sayesinde listelenen sonuçlar bilginin
türüne göre filtrelenerek arama daraltılabilir ve bu sayede kullanıcılar
aradıkları doğru bilgiye daha hızlı erişebilirler.
3- Çok fazla bilginin olduğu bir platformda doğru/kaliteli bilgi nasıl ayırt edilecek?
İnternette
gündelik hayatımızda kullandığımız birçok platformda olduğu gibi kurumlarda
Sosyal Öğrenme Platformlarında kullanıcılar tarafından üretilen bilgilerin
doğruluğu ve kalitesi tartışmaya açık bir konudur. Tam da bu noktada gelişmiş
bir sosyal öğrenme platformu bazı kritik özellikler sunmakta ve doğru bilginin
diğerlerinden ayrışmasını sağlamaktadır. Yapılan paylaşımların sistemdeki diğer
kullanıcılar tarafından beğenilmesi/beğenilmemesi ya da değerli olarak
işaretlenebilmesi bu noktada önemli bir özellik olarak ön plana çıkmaktadır.
Kısacası; bir konu ile ilgili yapılan paylaşımlardan bir ya da bir kaçı diğer
kullanıcılar tarafından daha çok beğeniliyor ya da “değerlidir” olarak
işaretlenmiş ise bu bilginin doğruluğuna dair göstergelerden birisidir. Aynı
şekilde; doğru bilgiyi ayrıştırmanın bir diğer yöntemi de paylaşımı yapan
kişinin sistemdeki statüsüdür diyebiliriz. Diğer kullanıcılar tarafından veya
kurumsal konu uzmanları tarafından beğenilen, değerlidir olarak işaretlenen
bilgiler ya da belli bir konuda uzman olmuş kullanıcılar tarafından yapılan
paylaşımlar doğru ve kaliteli bilgi olarak ayrıştırılabilmektedir.
4- Çalışanlarımızı bilgi ve tecrübelerini paylaşmak konusunda nasıl motive edeceğiz?
Bilgi
ve tecrübelerin paylaşılması konusu aslında eğitimcilerin uzun yıllardır
gündeminde olan ve üzerinde çok fazla araştırma ve incelemenin yapıldığı bir
konu. Ancak günümüz şartlarında konuyu ele aldığımızda bu konuda insanların
içsel bir motivasyonu olduğunu ve sosyal öğrenme platformlarının bu konuda kullanıcıları
motive edici özellikler sunabildiklerini görmekteyiz. Abraham Maslow, 1943
yılında yayınladığı ihtiyaçlar hiyerarşisinde; “… İnsanların belirli
kategorilerdeki ihtiyaçlarını karşılamalarıyla, kendi içlerinde bir hiyerarşi
oluşturan daha 'üst ihtiyaçlar'ı tatmin etme arayışına girdiklerini…” belirtmektedir. Maslow’un ifade ettiği
“Saygınlık ve Takdir Edilme” ihtiyacı insanların belli platformlarda bilgi ve
birikimlerini paylaşmalarını bir ihtiyaç olarak ifade etse de insanları bu
konuda motive edecek sistemsel özelliklerin olması gerekmektedir. Sosyal
Öğrenme Platformları kullanıcıların birbirinden öğrenmelerini desteklemenin
yanında öğrenmeyi eğlenceli bir hale de getirebilmektedirler. Kullanıcıların
sistemde yaptıkları paylaşımlardan rozetler ve puanlar kazanabilmeleri hem
kaliteli bilgi üretimi hem de bilgi ve tecrübelerin paylaşılması konusunda kullanıcılara
motivasyon sağlanması açısından önemli özellikler olarak öne çıkmaktadır.
Sonuç olarak; günümüzde
her konuda olduğu gibi insanların öğrenme alışkanlıkları da değişime uğramış ve
bunun sonucu olarak kurumsal öğrenme alanında da alışılmışın dışında bazı
uygulama ve platformlar hayatımıza girmiştir. Her yenilik gibi sosyal öğrenme
platformları da bazı endişeler ile karşılansa da yakın zamanda bu endişeler
yerini sosyal öğrenmeden daha fazla faydalanmaya yönelik yöntemlere bırakacak
gibi görünüyor.